31 Ağustos 2026 Pazartesi

MİNDFULNESS-FERASET-BASİRET


MİNDFULNESS-FERASET-BASİRET Mindfulness,şu an ne olduğunu" olduğu gibi görmenizi sağlar. 
Mindfulness ve feraset, zihnin bilme ve anlama kapasitesiyle ilgili iki güçlü kavramdır. Farkındalık bugünün hislerine odaklanırken, feraset görünmeyeni ve geleceği sezer. 
Feraset ise "neye yol açacağını" ve "perde arkasında ne yattığını" anlamanızı sağlar. Farkındalık bir zemin hazırlığı, feraset ise o zeminde yükselen bir bilgeliktir. 
Basiret olayların gerisindeki gerçekliği ve gelecekteki sonuçları sezgiyle kavrayıp doğru karar verme yetisidir.
Basiret odak,hem anı hem de geleceği, olayların gizli yönlerini ve olası sonuçlarını kapsar.
Tutumun olayların derinliğini sezme, hakikati fark etme ve kriz anında doğru yolu görme yeteneğidir.
Basiret İsabetli kararlar almak, yanılgılardan korunmak ve hayatın karmaşasında doğru yönü bulmaktır.
Geleneksel ve sezgisel bir kavramdır; kişinin dünya tecrübesi, sezgisi ve ferasetiyle şekillenir. 
Feraset daha ani ve hızlı bir kavrayışken, Feraset zihinsel bir uyanıklık ve çabukluk gerektirir.basiret düşünerek ve sindirerek (teenni ile) ulaşılan kalıcı bir görüştür.
Basiret derin bir tefekkür ve olgunluk barındırır Feraset, bir kişinin dış görünüşe veya ipuçlarına bakarak olayların ve insanların iç yüzünü hızlıca sezme ve kavrama yeteneğidir. 
Basiret ise olaylar karşısında gerçeği görüp, derin bir tefekkür (düşünce) ve teenni (ölçülü hareket etme) ile doğru yolu bulma halidir. Mindfullness,bilinçli farkındalık, dikkati şimdiki ana,yargılama yapmadan ve kasıtlı olarak yönlendirme becerisidir. 
Geçmişin pişmanlıkları veya geleceğin kaygıları yerine, o an yaşanana odaklanmayı sağlar. Düşünceleri, duyguları ve bedensel duyumları "iyi" ya da "kötü" diye etiketlemeden olduğu gibi kabul etmektir. 
Yaşamın zorluklarına karşı otomatik ve ezbere tepkiler vermek yerine, bilinçli ve esnek kararlar almayı destekler. 
Stresi ve kaygıyı azaltır.Duygusal ve zihinsel dayanıklılığı artırır.
Kişinin kendisine ve etrafındakilere karşı daha şefkatli ve sakin yaklaşmasını sağlar.
Dikkati herhangi bir yargılama yapmadan şimdiki ana yöneltmek ve zihnin otomatik tepkilerini fark ederek bunları sakinlikle gözlemlemektir.
 Olaylar karşısında hemen öfkelenmek veya üzülmek yerine, durup düşünmeyi ve durumu net bir şekilde görmeyi öğretir. 
Stresle başa çıkmak,hayatın yoğun temposunun getirdiği stres ve kaygıyı hafifletir, zihinsel bir rahatlama sunar.
Duyguları kabul etmek zor veya olumsuz duygulardan kaçmak yerine, o duygularla birlikte kalabilme gücü verir.

30 Ağustos 2026 Pazar

İSTASYON CAMİ PENDİK

İSTASYON CAMİ PENDİK


Şimdilerde adı Reşadiye camii

Dedemin camisi,Ali dedem

Dedem tuvalet temizlikçisi

Bahçeli evlerde mistik gölgeli cami


Çarşıya giderken sağından,solundan

Avlusundan geçtiğimiz cami

Taa karşılardan gülhaneden gelince

Eve giderken namaz kıldığımız cami


Bindokuzyuz yetmiş yedilerde

Küçük dayıda tuvalet beklerdi

Dedem bıçak bilemeye giderdi

Eskişehirli Kalaycı Ali,Bıçakcı Ali


Kimler geldi geçti gitti camiinden

Pendik burnuna,palmiye plajına giderken

Çoskunoğullarından kurtkiremitten gelirken

Ölüm misali,uğradığımız son durakdı.

PENDİK ESKİ ÇINAR ÇEŞMESİ

PENDİK ESKİ ÇINAR ÇEŞMESİ


Sehit fethi caddesinden,aşağı inerken sağda.

Elimizi yüzümüzü yıkadığımız yer.

Çarşıdan cumartesi pazarından gelirken

Su içip,onbeş dakika vakit geçirirdik


Mahallemizde kitaba para atma vardı.

Teksas,Tommiks,Zagor,Kızıl maske

Kitabı yere koyar,altı adım yürür,çizgi cekerdik

Sonra bir lirayı kitabın üzerine atardık


Kitabı alamasınlar diye,cilalı bezle parladırdık.

Bazen çok kazanır,bazende bir liraya giderdi.

Epey kitap olmuş,bir sandık dolusu

Doğru eski çınar dibine çömerdik


Teksasvar,Tommiks var,kitap var abiler

Gülümseyen olurdu,bakan olurdu.

Çoğuda bakmadan çeşmeden su içip giderdi.

Pendiğin mola yeri eski çınar çeşmesi

28 Ağustos 2026 Cuma

PENDİK DERESİNDE SHELLTOX

PENDİK DERESİNDE SHELLTOX


Ah gözünü sevdiğim pendik

Derelerinde shelltox arardık

Bin dokuzyüz yetmiş yediler

Paçaları sıvayıp dereye girerdik


Fehmi abi çaprazında da var

Mahalle dört koldan shelltox arayışında

Ateş yakıp shelltoxları dikerdik üstüne

Ve bekleyiş,boş galiba


Fısst fiyuuu havalanırdı shelltox

Sadece ses ve dört metre yükseliş

Bazı shelltoxlar ısınırken yan yatardı

Kaldır şunu çabuk , çabuk


Baltalar elimizde misali,

Elimizde osuruk ağacından sırıklar

Haydi gene pendik deresine

Bizim shelltoxun artık adı kaldı.

ŞAHİN BAKKAL

ŞAHİN BAKKAL


Ömer hadi bakkala gidip ekmek alın

Paranın üstünü getir harcama

Tamam ama ben bir tane puf alcam

Birtanede kardeşine al,parayı düşürme.


Doğru bakkala,şahin bakkala

Pendikli bilir şahin bakkalı

Bıyıklı bir amca,dükkanın önünde sandalye

Dükkana girince önce eti puf alırdım


Bizim zamanımızda mantar tabanca vardı

Kısa teli yuvarlak yapıp mantarı araya koyardık

Ve pat pat,yere atardık.

Gelen bozukluklarla,doğru bakkala


Bakkaldan bir kutu mantar aldık

Mantar sıcaktan daha mahalleye varmadan

Pat pat ,kardeşimin elinde patladı

Eller kızarmış bir şekilde koşuşturmaca

27 Ağustos 2026 Perşembe

Ay tutulması

Sabahleyin Husuf namazı kılıncak. Sabah,7.15 de
ay tutulması sırasında evde tek başına kılınması müstehap/mendup, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ise sünnettir (cemaatle de kılınabilir).Bu namaz için ezan okunmaz ve kamet getirilmez. Cemaatle kılınacaksa sadece "essalâtü câmia" denilerek insanları toplamak sünnettir.Vakti: Ay tutulmasının başlamasıyla başlar, tutulmanın çözülmesine (açılmasına) kadar devam eder.

25 Ağustos 2026 Salı

SAFDERUN

SAFDERUN
Arapça saf (temiz, katışıksız) ve Farsça derûn (iç, gönül, içyüz) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur.Saftaron, saftoron veya saftirik şekillerinde kullanımı vardir.
İçi temiz ve iyi niyetli olduğu için çabuk inanan.içinde kötülük barındırmadığı ve herkesi kendisi gibi gören.Kandırılan ve aldatılan için de kullanılabilir.Temiz kalpli olduğu için her şeye çabuk inanan.Kötülük düşünmeyen, insanlara çabuk güvenen.
Saf dil,Bönlük ise,
etrafındakilerin kurnazlıklarından habersiz, saf bir duruşu belirtir.İyiniyeti sebebiyle aldatılan,kandırılan
Budala veya alık olayları geç anlayan.
Acemi,Hayat tecrübesi az olan
Ebleh,Düşünme yetisini zayıf kullanan, aptal veya şaşkın.

24 Ağustos 2026 Pazartesi

ÇİLLİ DİLEK

Şiir-Ömer Bağışlarlı

ÇİLLİ DİLEK

Geldinmi Dilek ?
Süreyyapaşadan İlkokul arkadaşım
Bahçede kilim var,sen geç
Çantamı alayım ben

Her zamanki gibi yüzü koyun yerde
Ve Ayaklar yukarda sallanıyor
Benim çilli arkadaşım gülümser
Kalemler,silgiler yerde

Makbule öğretmen hangi sayfayı verdi ?
Otuzdordüncü sayfa yazılcak
Tamam yazalım,ama kalem gene kırık
Benimde kırmızı kalem kırık çıkıyor.

Ders yaparken susardık hep
Pamukda gelmiş benim kedim
Mır mır mır ders yapardık
Pamuk ve ÇİLLİ DİLEK hayatımın şiiri

23 Ağustos 2026 Pazar

KÖMÜRÜN KANUNU

KISA HİKAYE
YAZAN ÖMER BAĞIŞLARLI

KÖMÜRÜN KANUNU
Sahaf dükkanında,
Osmanlıca bir kitabı çözümlemeye çalıştığım zamanlarda.Elimdeki kitabın kapağında okumaya çalışıyorum,
Ķümürün görüyom,kömür bu.Acemi okuyucu yakıştırır.
Neyse bakam birini bulucaz,çözcez işi.
Derken,
Öğlen ezanı okunuyor.Camiye gitme vakti.
Cami müezzini MÜMİN hoca idi.
Dedim bu işi müezzinle okuyalım.
-Mümin Hocam bir beş dakika geliverde,elimdeki kitabı okuyalım.
Mümin Hoca sünnet üzere sakallı.Namaz vaktinden 20 dakika önce mihrapta,ön safta kıbleye karşı oturarak ezanı beklerdi.
Şimdilerde vaktinden önce mihrapta,ön safta oturan bulabilmek epey zor.
Neyse,
Mümin Hoca gözlüğü takdı.
-kö mü rün kanunu.
-Ömer bu kitap kömürün kanunu olması lazım.
Biraz sonra çay faslı,
Müşteriler geldi ve müezzin çıktı.
Aradan bir hafta gibi geçti.
Camiye Ekrem hoca geldi.
Ekrem hoca,nalburcuda çalışan eski yazı okuyan biri.
-Ekrem hocam,elimde bir kitap var.Bak bakam nediyor.
-Ekrem hocada gözlüğünü takar.
-Hocam ben kömürün kanunu okudum.
-Ekrem hoca okumaya çalışır.
Ve,
-Güm rük kanunu.Gümrük kanunu
-Tabi ben çayllak bir gülme.
-Hocam sağol çözdüğün için.
Velhasıl,
Acemi okumasında GÜMRÜK,KÖMÜR okunuyor.

22 Ağustos 2026 Cumartesi

HİSSİ KABLEL VUKU

HİSSİ KABLEL VUKU
Hissi kablel vuku (hiss-i kabl el-vuku), bir olayın veya durumun gerçekleşmesinden önce, onu içten alta hissetme ya da sezme durumu,bir şeyi daha olmadan hissetme duygusudur. Buna feraset de denir. Kısacası önsezi veya altıncı his,
hiçbir belirti yokken bir şeyin olacağını sezmek.
Deprem öncesi vahşi hayvanlar garip sesler çıkarır, sağa sola kaçışırlar. Bir felaket öncesi, pek çok insan, ruhunda bir daralma hisseder. Bu durum, bazen rüyaya yansır.
Kable (Kabl): Önce, -den evvel demektir
Intuitive Intelligence,Sezgisel Zeka.Anında ve içgüdüsel olarak kavrama ve anlama yeteneğidir.Verileri veya olayları zihinde tartmadan, doğrudan "doğru olanı" veya "gerçeği" hissetme durumudur.geçmişteki deneyimlerin, biriken bilgilerin ve gözlemlerin bilinçaltında hızla işlenip bir sonuca varılmasıyla ortaya çıkar.
Önsezi,Henüz gerçekleşmemiş bir olayın zihne ani bir uyarı gibi gelmesidir.Mantıksal bir neden olmaksızın "içine doğma" veya altıncı his olarak bilinir.Anlık bir algı veya rüya yoluyla ortaya çıkar.
Altıncı his,normal beş duyu (görme, işitme, tatma, koku, dokunma) dışında, olayları, tehlikeleri veya gelecek durumları mantıksal bir kanıt olmadan içgüdüsel olarak sezme ve hissetme yeteneğidir.
İçine doğma,Beynin, farkında olmadan çevresel ipuçlarını çok hızlı bir şekilde toplayıp bir sonuca varması,malum  olmak" sözüyle de ifade edilir.
Sezgi,Kanıta veya gözleme dayanmaz; zihnin anlık bir kavrayış gücüdür.Bilinçaltında biriken geçmiş deneyimlerin ve ipuçlarının aniden bilince yansımasıdır
Feraset,olayların iç yüzünü çabuk sezme, zihin uyanıklığı ve doğru kavrayış yeteneği demektir.
Sipirituellik,Mantığın ötesindeki sezgilere kulak vermek,iç sesi dinlemek.Yaşanan olayların ardındaki derin sebepleri ve dersleri fark etmektir.
Edebi eserlerde yazarlarımız -Hissi kablel vuku-
Kelimesini kullanmışlardır.
Kâzım Karabekir. Hayatım
Halide Edip Adıvar. Vurun Kahpeye
Yakup Kadri Karaosmanoğlu. Nur Baba

19 Ağustos 2026 Çarşamba

PETRİKOR-GEOSMİN-BAROMETRİK BASINÇ

PETRİKOR-GEOSMİN-BAROMETRİK BASINÇ
Yağmurdan sonra ortaya çıkan o toprak kokusunun adı “petrikor”.
Yağmur damlaları kuru toprağa düştüğünde, bitki yağları ve bakterilerin ürettiği geosmin açığa çıkar; ortaya da o eşsiz toprak kokusu çıkar.
Toprakta yaşayan Streptomyces gibi bazı actinomycete bakterileri ve mantarlar, metabolik faaliyetleri sırasında geosmin adı verilen kimyasal bir bileşik üretirler.Buharlaşma: Kuru havalarda bu bakteriler spor üretir ve kuraklık döneminde toprakta geosmin birikir. Yağmur damlaları toprağa çarptığında bu bileşiği ve bitki yağlarını havaya aerosol (hava çözeltisi) olarak salar.İnsan Algısı: İnsan burnu, çok eser miktardaki (trilyonda birkaç oranındaki) geosmin kokusuna karşı bile son derece hassastır. Bu nedenle yağmurun yaklaştığını veya yeni başladığını bu koku sayesinde çok hızlı fark ederiz.
Romatizmal ağrılar ve yağmur arasındaki ilişki psikolojik değil, tamamen fizikseldir. Yağmurdan önce düşen hava basıncı (barometrik basınç) ve artan nem, halihazırda iltihaplı olan eklemlerde sıvıların genleşmesine ve sinirlerin uyarılmasına neden olarak ağrıları tetikler.
Yağışlı havalardan önce barometrik basınç düşer. Bu durum, eklemleri çevreleyen dokuların hafifçe genişlemesine yol açar.Hassasiyet Artışı: Romatizma nedeniyle iltihaplı olan eklemlerde, doku genişlemesi gerginliği ve hassasiyeti artırır.Eklem Sıvısının Yoğunlaşması: Soğuk ve nemli havalar, eklem sıvısının sertleşmesine ve eklemlerin hareketini zorlaştırmaya neden olur.
Hareket Edin: Aktif dönemlerde dinlenmek şart olsa da, uzmanlar tarafından tavsiye edilen yürüyüş, bisiklet ve yüzme gibi düzenli egzersizler esnekliği korumaya yardımcı olur.Beslenme: Akdeniz tipi beslenme, eklemlere binen yükü hafifletmeye ve iltihaplanmayı kontrol altına almaya destek olabilir. Omega-3 yağ asitleri içeren besinlere ağırlık verilmesi önerilmektedir.
Ayın evreleri ve romatizma arasında tıbbi bir kanıt yoktur. Eklem ağrıları genellikle ayın çekim gücünden değil, yağmurlu veya soğuk havalarda düşen barometrik basınçtan (hava basıncı) etkilenir. Basınç düşünce eklem sıvısı ve çevre dokular genleşerek hassasiyeti artırabilir.
Hava Basıncı (Barometrik Değişimler): Alçak basınçlı, soğuk ve yağışlı havalar eklem içi dokuları uyararak ağrıları artırabilir.Nem ve Isı: Yüksek nem ve ani ısı değişimleri eklemlerdeki hareket kısıtlılığını tetikleyebilir.
Şişlik, 30 dakikadan uzun süren sabah tutukluğu ve geceleri artan ağrılar iltihaplı romatizma belirtisi olabilir.
Eklem Sıvısı: Soğuk ve nemli hava eklem sıvısının daha yoğun bir kıvama gelmesine neden olarak hareketleri zorlaştırır.Kas ve Tendon Kasılması: Düşük sıcaklık ve yüksek nem, kasların ve tendonların büzülmesine yol açarak eklemlere binen baskıyı artırır.
Ağrıları hafifletmek için bulunulan ortamın nem seviyesini kontrol altında tutmak, eklemleri sıcak tutmak ve düzenli egzersiz yapmak önemlidir.

Kırân-ı Sa’deyn ve Kırân-ı Nahseyn

Uğurlu gezegenler birleştiğinde “Kırân-ı Sa’deyn”, uğursuz gezegenler birleştiğinde ise, “Kırân-ı Nahseyn” meydana gelirdi. 

Kıran-ı Sa'deyn, geleneksel Osmanlı ve İslam astrolojisinde gökyüzünün en şanslı ve uğurlu iki gezegeni olan Jüpiter ile Venüs'ün kavuşumunu (aynı burçta ve derecede buluşmasını) ifade eden astronomi/astroloji terimidir.Kökeni Arapça olan bu tamlamanın detayları şu şekildedir:Kıran: İki gök cisminin kavuşumunu, yani birbirine çok yakın konuma gelmesini ifade eder.Sa'deyn: "Sa'd" (uğur, mutluluk, şans) kelimesinin çoğuludur ve "iki uğurlu/şanslı" anlamına gelir.Tarihsel ve Kültürel Önemi:Osmanlı müneccimleri bu özel gökyüzü olayını oldukça önemsemiştir. Jüpiter bolluk, şans ve bilgeliği; Venüs ise sevgiyi, huzuru ve bereketi temsil eder. Bu iki "iyicil" (uğurlu) gezegenin buluştuğu dönemlerin barışa, bolluğa, sanatsal gelişmelere ve hayırlı başlangıçlara işaret ettiğine inanılmıştır.
Kadim kaynaklarda bu buluşmalara “Kırân” denilirdi. Kıran-ı Sa’deyn, iki iyicil, Venüs ve Jüpiter’in kavuşumu ortalama yılda bir defa meydana gelir ve yılın en uğurlu, en şanslı günü olarak sayılır.

Kırân-ı Nahseyn”, yani Mars-Satürn kavuşumu.
astrolojide "Kıran-ı Nahseyn", gökyüzünde zorlayıcı ve kötücül kabul edilen iki gezegen olan Satürn ile Mars'ın kavuşumunu (aynı burç ve derecede bir araya gelmesini) ifade eden Arapça kökenli astrolojik bir terimdir. 
Terimin kelime anlamı şu şekildedir:
Kıran: Kavuşum, iki gök cisminin birbirine yaklaşarak aynı derecede hizalanmasıdır.
Nahseyn: "Uğursuzlar" (nahs) kelimesinin Arapçadaki ikil (tesniye) halidir. Klasik astrolojide bu iki uğursuz gezegen Satürn ve Mars'tır.
Doğası: Satürn baskıyı, kısıtlamayı ve zorlukları temsil ederken, Mars öfkeyi, eylemi, şiddeti ve ani olayları temsil eder. Bu ikisinin birleşimi bu yüzden tarih boyunca en sert gökyüzü göstergelerinden biri sayılmıştır. 
Tarihsel Kullanım: Orta Çağ İslam dünyası ve Osmanlı müneccimleri tarafından yakından takip edilmiştir. Bu kavuşum dönemleri genellikle savaşlar, toplumsal krizler, doğal afetler ve devletlerin kaderindeki çalkantılı dönemler ile ilişkilendirilmiştir. 

SİNONİM

Sinonim, yazılışları ve okunuşları farklı olmasına rağmen anlamları aynı veya çok yakın olan kelimeler için kullanılan dil bilgisi terimidir; Türkçe karşılığı "eş anlamlı"dır. Günlük dilde ve yazışmalarda birbirlerinin yerine kullanılabilirler.
Sinonim Türkçe kelimeler anlamdaşları 
Siyah – Kara
Beyaz – Ak
Kırmızı – Al
Yaşlı – İhtiyar
Yıl – Sene
Zaman – Vakit
Değer – Kıymet
Sorun – Mesele
Cevap – Yanıt
Uygarlık – Medeniyet
Olanak – İmkân
Araç – Vasıta
Görev – Vazife
Fikir – Düşünce
Öykü – Hikâye
Sözcük – Kelime
Dize – Mısra
Gözlem – Müşahade

İNGİLİZCE
İyi: Good → Excellent, Great, Fine, Wonderful
Kötü: Bad → Terrible, Awful, Poor, Atrocious
Hızlı: Fast → Quick, Rapid, Speedy
Büyük: Big → Large, Huge, Massive, Enormous
Zor: Hard → Difficult, Challenging, Tough
Mutlu: Happy → Glad, Cheerful, Joyful, Delighted

FRANSIZCA
Güzel: Beau ≈ JoliEv: Maison ≈ Logement
Mutlu: Heureux ≈ Joyeux
Başlamak: Commencer ≈ Débuter
Ağlamak: Pleurer ≈ Sangloter

ALMANCA
machen / tun: Yapmak
beginnen / anfangen: Başlamak
sagen / erzählen: Söylemek / Anlatmak
glauben / denken: Sanmak / Düşünmek
holen / abholen: Almak / Birini bir yerden almak
brauchen / benötigen: İhtiyaç duymak
kaufen / erwerben: Satın almak
:schön / hübsch / wunderschön: Güzel / Şirin / Çok güzel
groß / riesig: Büyük 
Devasaklein / winzig: Küçük / 
Minicikinteressant / spannend: İlginç / Heyecan vericischnell / rasch / schnell: Hızlı / Çabuk
glücklich / froh / fröhlich: Mutlu / Neşeli / Şen
jetzt / nun: Şimdi
İmmer / stets: Her zaman
vielleicht / eventuell: Belki
die Aufgabe / die Arbeit: Görev / 
İşdas Auto / der Wagen: Arabadas Problem / 
die Schwierigkeit / die Sorg: Problem / Zorluk / Dert

OSMANLICA EDEBİYAT
Ev / Konut / Mesken: Hane (Arapça) - Konak - Menazil - Karargâh
İncelik / Zarafet: Letâfet - Nezaket - İncelik
Süre / Vakit: Zaman - Vakit - Eyyam - Ahd - Asır
Adalet / Doğruluk: Adl - Hak - Hakkaniyet
Keder / Üzüntü: Gam - Hüzün - Keder - Elem - Melal
Mutluluk / Sevinç: Sürur - Neşe - Meserret - Ferah

ARAPÇA
Güzel: جَمِيل (Cemil) = حَسَن (Hasen)
Hüzün: حُزْن (Huzn) = غَمّ (Ğamm)
Doğru: صَحِيح (Sahih) = صَوَاب (Seveb)
Zor: صَعْب (Sa'b) = عَسِير (Asir)
Korku: خَوْف (Havf) = وَجَل (Vecel)

LAZARUS

Lazarus refleksi, beyin ölümü kesinleşmiş hastalarda görülen istemsiz ve otomatik bir omurilik (spinal) hareketidir. Bu durum yaşama dönüş veya bilinç belirtisi değildir; hastanın kollarını kısa süreliğine kaldırıp göğsünün üzerine çaprazlaması gibi hareketlerle ortaya çıkar.Özellikleri ve Nedenleri Omurilik Kaynaklıdır: Beyin ölümü gerçekleşmesine rağmen omurilikteki sinir hücreleri kısa bir süre daha elektriksel tepki vermeye devam edebilir.Bilinç Yoktur: Hareketler tamamen istemsizdir. Hastanın acı çektiğini, hissettiğini veya dirildiğini göstermez.Kısa Sürer: Genellikle birkaç saniye ile bir dakika içinde başlar ve biter.
Lazarus Refleksi ve Lazarus Sendromu Farkı
Lazarus Refleksi (İşareti): Beyin ölümü sonrası görülen tamamen mekanik bir kas hareketidir, ölüm durumunu değiştirmez.
Lazarus Sendromu (Fenomeni): Kalp masajı (CPR) durdurulduktan sonra kalbin kendiliğinden yeniden çalışmaya başlaması ve dolaşımın geri gelmesi durumudur; tıp literatüründe çok nadir görülen gerçeğe yakın bir hayata dönüş olaydır.
Lazarus belirtisi diz kapağı refleksi gibi, refleks yayının aracılık ettiği reflekslere bir örnektir, sinirsel iletim beyne uğramadan omurga aracılığıyla gerçekleşir. Bunun bir sonucu olarak beyin ölümü gerçekleşmiş ancak diğer organları yaşam destek ünitesine bağlı hastalarda hareket mümkün kılınır, beyin aktivitesi testleri yapabilmek için istemsiz hareketler kompleksinin önüne geçilir. Bu ve buna benzer hareketlerin farkında olmak beyin ölümünün gerçekleşmesi ve bu konuda yanlış teşhislerin önüne geçmede daha doğru kararlar verileceği, nörologlar tarafından öne sürülmüştür.
Refleks genellikle hastanın kollarının hafif titreme hareketleri öncesinde ya da kollar ve gövde üzerindeki görünümü öncesinde meydana gelir. Önce dirsekler sternum üzerinde kaldırılır ve sonra kollar esnemeye başlar. Genellikle boyun ve çeneye dokunma ya da kolları çapraz şekilde bağlama tarzında olur. Bu eylemlerle beraber kısa nefes vermeler de gözlemlenebilir.
Fenomen, beyin ölümü gerçekleşmiş hastalardan solunum cihazının çıkarılmasından birkaç dakika sonra görülmüştür. aynı zamanda apne testi sırasında da görülmüştür – Bu, akciğer ve dış solunum kaslarının süspansiyon ve hareketinden dolayı olur- Bu tarz belirtiler Amerikan Nöroloji Akademisi tarafından beyin ölümünün bir göstergesi olarak kabul edilmektedir.
Yoğun bakım ünitelerinde Lazarus işareti oluşumları hastaların kurtarılma çalışmalarında yanıltıcı olabilmektedir. Bu durumu gözleyen birçok gözlemci korkmuş ve mucizevi bir olay olduğunu düşünmüştür.
Lazarus sendromu, diğer adıyla otoresüsitasyon, kalp masajı (CPR) ve canlandırma çabaları başarısız bulunup durdurulduktan sonra, kişinin kan dolaşımının ve kalbinin kendiliğinden yeniden çalışmaya başlaması durumudur. Bu son derece nadir olay, adını İncil'de ölümden dirildiği anlatılan Lazarus'tan alır.
Temel Özellikler ve NedenleriTanım: 
Tıbben öldüğü kabul edilen ve müdahaleleri sonlandırılan hastanın hayata geri dönmesidir.Görülme Zamanı: Genellikle CPR durdurulduktan sonraki birkaç dakika içinde ortaya çıkar.Olası Nedenler: Göğüs içi basınç değişiklikleri ve resüsitasyon sırasında verilen ilaçların etkisini gecikmeli göstermesi bu duruma yol açabilir.Lazarus Sendromu ve Lazarus Refleksi FarkıLazarus Sendromu (Otoresüsitasyon): Kalbin yeniden atması ve kan dolaşımının geri gelmesi demektir; gerçek bir hayata dönüştür.Lazarus Refleksi (Lazarus Sign): Beyin ölümü gerçekleşmiş hastalarda görülen omurilik kaynaklı istemsiz kas ve kol hareketleridir. Hastanın yaşadığı veya bilincinin yerinde olduğu anlamına gelmez.

CHİONOPLE

Çiniofil (İngilizce chionophile), kar ve soğuk havaları çok seven, kış mevsiminde kendini en mutlu ve huzurlu hisseden insanları veya soğuk iklimlerde yaşayabilen canlıları tanımlamak için kullanılır.
Chionophile (okunuşu: çiniofil), kar ve soğuk havaları çok seven, kış mevsiminde kendini en mutlu ve huzurlu hisseden insan veya canlı demektir.
Kelime Kökeni ve Anlamı Chion: Eski Yunancada "kar" demektir.Phile / Philos: Eski Yunancada "seven, aşık olan, düşkün" anlamına gelir.Türkçe okunuşu çiniofil olarak kullanılır.
Çiniofil İnsanların Özellikleri Sıcak ve güneşli yaz günlerindense kapalı, soğuk ve karlı havaları tercih ederler.Kar yağdığında büyük bir neşe, sakinlik ve iç huzuru duyarlar.Doğadaki kar örtüsünü, soğuk havanın ferahlığını ve kış sessizliğini severler.
Yunanca kar anlamına gelen chion ve dost/seven anlamına gelen phile kelimelerinden türetilmiştir.
İnsanlar: Sıcak ve güneşli günler yerine gri gökyüzünü, kar yağışını ve soğuğu tercih ederler.
Doğada ise Biyolojide kutup ayısı gibi soğuk kış şartlarında ve kar üstünde gelişen canlılar için de kullanılır.
Chionofiller, soğuk kış koşullarında gelişebilen bir grup organizmadır ( hayvanlar , bitkiler , mantarlar vb.) (kelime, Yunanca " kar " anlamına gelen chion ve "aşık" anlamına gelen -phile kelimelerinden türetilmiştir). Bu hayvanlar, en sert kışlardan sağ çıkmalarına yardımcı olan özel adaptasyonlara sahiptir .

NÂEHİL

Nâ ehil olur muârız-ı ehil,
Her Ahmed’e bulunur bir Ebu Cehil.
Kemalpaşazade
Naehil kelimesi, ehil olmayan, bir işten anlamayan, o işi yapma yetkisi veya yeteneği bulunmayan kimse anlamlarına gelir. 
Osmanlıca ve eski metinlerde karşımıza çıkan bu sözcük, Arapça "ehil" kelimesinin başına olumsuzluk katan Farsça "na-" eki getirilmesiyle oluşmuştur.
Kelime Kökeni ise Farsça olumsuzluk eki (na-) + Arapça ehil (yetkili, uzman).Eş Anlamlıları olarak Acemi, yetersiz, ehliyetsiz, liyakatsiz.
Acemi, bir işin veya sanatın inceliklerini henüz öğrenmemiş, o işte yeni, tecrübesiz ve toy olan kimse demektir.Acemi bir işin yabancısı olan veya elindeki işi henüz tam beceremeyen kişileri tanımlamak için kullanılır.
Acemi kelimesi,Osmanlı'da bir işe yeni başlayanlar için kullanılmış; Yeniçeri ocağına alınan acemi adaylar "acemi oğlanı" olarak adlandırılmıştır.
İşinde Yabancılık ise,Bulunulan ortama, duruma veya işe yeni alışıyor olmak.
Genel olarak Bilgi, beceri veya tecrübe gerektiren bir işe o vasfı taşımayan birinin karışmasını veya yetki sahibi olmasını ifade etmek için kullanılır.
Liyakatsiz, bir işi veya görevi yapmak için gereken bilgi, beceri, eğitim ve yeterliliğe sahip olmayan kimse demektir. 
Yetersizlik ise Kişinin o pozisyonun gereklerini karşılayamaması.bir iş veya durum için gerekli olan güç, bilgi, miktar veya yeteneğin eksik olması, istenen ölçüyü karşılamaması (kifayetsiz, gayrikâfi) anlamına gelir.
Kifayetsiz kelimesi, yetersiz veya ehliyetsiz anlamına gelir. Bir şeyin bir ihtiyacı karşılamaya yetmemesi veya bir kişinin bir işi yapabilmek için gerekli bilgi, güç ve yeteneğe sahip olmaması durumunu belirtir.
Kifayetsiz muhteris tamlaması ise,
Yeterli bilgiye, yeteneğe veya liyakate sahip olmadığı hâlde aşırı hırs ve yükselme arzusu taşıyan kimseleri tanımlamakta kullanılan yaygın bir tamlamadır.
Gayrikâfi kelimesi, Türkçede yetersiz veya yetmez anlamına gelir. Arapça kökenli olan bu sözcük, bir miktar, süre veya durumun bir ihtiyacı karşılamak için yeterli olmadığını belirtmek için kullanılır.
Ehliyetsizlik ise ,Görevin hakkını verecek mesleki bilgiye veya eğitime sahip olmama.
Ders ve Görevde ise Bir görevi veya dersi hak etmeyene vermek.
Yetenek ve Donanımda ise,Bir görevi yapabilmek için gerekli bilgi, beceri veya niteliğe sahip olmamak.

BEVÂYIK

Osmanlıca bevâyık 
(veya okunuşa göre yazılışıyla bevâyıka) 
kelimesi, tekili olan bâika sözlüğünün çoğuludur ve belâlar, musibetler, felâketler, afetler anlamına gelir.
Kelime AnlamıTekili (Bâika): Belâ, şer, felâket veya büyük zarar/sıkıntı veren durum.Çoğulu (Bevâyık): Belâlar, musibetler, üst üste gelen kötü olaylar.

Osmanlı Tarih ve Devlet Yazışmaları: Fermanlarda, rikkatli idari mektuplarda veya salname/vakainamelerde devletin başına gelebilecek tehlikeleri, isyanları ve krizleri belirtmek için (örneğin "def-i bevâyık" yani belâların def edilmesi/önlenmesi manasında) geçerdi.
Klasik Edebiyat ve Divan Şiiri: Şairler, hayatın sillesini, talihsizlikleri veya büyük sıkıntıları tasvir ederken bu çoğul Arapça kelimeye yer verirlerdi.
Dini ve Ahlaki Metinler: İnsanı kötü yola sürükleyen veya topluma zarar veren fitne, fesat ve musibet türü durumları anlatmak amacıyla tercih edilirdi.
Osmanlıca bir tamlama olan def-i bevâyık (دفع البوائق), belâları, felaketleri, şerli ve sıkıntılı durumları def etme, savma veya bertaraf etme anlamında kullanılır. Resmi yazışmalarda, siyasi metinlerde ve dini-ahlaki eserlerde tehlikeleri önleme amacıyla yer almıştır.Kullanıldığı Alanlar ve BağlamlarDevlet ve Siyaset Yazışmaları: Ülkeye veya idareye gelebilecek zararları, isyanları ve dış tehditleri önlemek için alınan idari tedbirlerde.Hukuk ve Asayiş Metinleri: Toplumsal huzuru bozacak olayların, suçların veya kargaşaların engellenmesi bağlamında.Dini ve Tasavvufi Eserler: İnsanın başına gelebilecek musibetlerin, kötü durumların veya günahların def edilmesi/uzaklaştırılması durumunda.
Def-i bevâyık (zararları ve belaları savma/giderme) tamlaması, Osmanlı bürokrasisinde ve eski metinlerde afetleri, kötülükleri veya devletin başındaki felaketleri önleme anlamında benzer yapılı diğer Farsça/Arapça tamlamalarla birlikte veya benzer kalıplarda kullanılır.Benzer ve Eş Anlamlı TamlamalarDef-i belâ: Belayı başından savma, sıkıntıdan kurtulma.Def-i mazarrat: Zararlı olan durumu veya zararı giderme.Def-i mefsedet: Fesadı, kargaşayı ve kötülüğü ortadan kaldırma.Def-i mefâsid: Fesatları ve bozuklukları defetme (mecelle kaidelerinde sıkça geçer).Tenciye-i bevâyık: Devletin veya halkın afetlerden/belalardan kurtarılması, selamete çıkarılması.
Tenciye-i bevâyık, Osmanlı alfabesiyle yazılan Arapça kökenli bir tamlamadır ve kelime anlamı olarak "belaları, musibetleri ve kötü akıbetleri defetmek, ortadan kaldırmak veya bunlardan selâmete çıkarmak" demektir.Kelime UnsurlarıTenciye (Tenciye): Kurtarmak, selâmete erdirmek, tehlikeli bir durumdan halâs etmek (ayırmak/uzaklaştırmak).Bevâyık: Bâyika kelimesinin çoğuludur. Büyük bela, musibet, felaket, şer ve zarar veren işler anlamına gelir.Kullanıldığı BağlamlarOsmanlı dönemi siyaset, bürokrasi ve devlet yönetimi metinlerinde (örneğin nasihatnamelerde veya islahat layihalarında) geçer. Genellikle devletin ve ülkenin karşılaşabileceği tehlikeleri, krizleri ve felaketleri önlemek, devleti her türlü zarardan ve musibetten korumak anlamında kullanılır.
Osmanlı ıslahat lâyihalarında (örneğin Hilâfetnâme-i Osmanî gibi metinlerde) bu kavram, hazinenin veya devlet gücünün yanlış alanlara (sadece mal biriktirmeye ya da şatafata) harcanmaması gerektiğini vurgulamak için geçer. Hazine gelirlerinin ve devlet politikasının;Halkın refahını gözetmeye (ta'biye-i mürâfık-ı ra'iyyet),Devletin felaketlerden korunmasına ve kurtarılmasına (tenciye-i bevâyık-ı devlet),Kalelerin tahkimine ve memleketin imarına (tahsîn-i kılâ' ve ta'mîr-i ziyâ') harcanmasının esas olduğu ifade edilir.
Tenciye-i bevâyık-ı devlet, Osmanlı Türkçesinde "devletin başındaki bela, musibet, zarar ve tehlikelerin defedilmesi, devletin bu kötü durumlardan kurtarılması ve selamete çıkarılması" anlamına gelen Arapça kökenli tamlamadır.Kelime Anlamı BileşenleriTenciye (تينجية / تنجية): Kurtarma, selamete çıkarma, halaskârlık.Bevâyık (بوايق): Bâvika (bâika) kelimesinin çoğuludur; büyük belalar, musibetler, şer ve felaket getiren işler.Devlet (دولة): Siyasi otorite, hükümet veya devlet yapısı.Metinsel BağlamBu ifade genellikle klasik Osmanlı siyaset, tasavvuf veya devlet risalelerinde (örneğin Hilâfetnâme-i Osmanî gibi metinlerde) idari tedbirlerin, adaletin veya mali harcamaların devletin bekası için hayati önemini vurgularken kullanılır. "Hazine gelirlerinin lüks yerine halkın refahına ve devletin felaketlerden korunmasına sarfedilmesi" bağlamında geçer.
Hilâfetname, Osmanlı döneminde halifelik makamı tarafından verilen yetki, onay veya mektupları ifade eder. Bevâyık ise Arapça bâika kelimesinin çoğuludur ve "belâlar, musibetler, felâketler, afetler" anlamına gelir. Bu kavramlar genelde Osmanlı siyasi veya tasavvufi metinlerinde devletin afetlerden/kötülüklerden korunması bağlamında geçer.Kelime AnlamlarıHilâfetname: Halife tarafından birine verilen görev, yetki veya tasdik belgesi.Bevâyık: Bâikalar, beklenmedik büyük felâketler, belâlar ve şer durumlar.

ÇARDAKLI KAHVE

Ortaokul birinci sınıfta yazmış olduğum iki sayfalık kısa bir hikayem idi.
Rahmetli edebiyat öğretmenim Hayati çırkan bir iki düzeltme ile beğenmişti.

ÇARDAKLI KAHVE

Müşterisi cami cematinden olan güzel bir mazbut bir kahvede askıcının sesi duyulurdu.
-Çay isteyen var mı
Sesi duyan bir iki masa isterdi çay.Gerisi angarya.
Ee ikindi vaktine kadar bir bardak çayla idare etcek hacı abilerim.
Ordan bir ses,
Hacı şükrü haberleri aç
-Televizyonda siyah beyaz 
Hacı şükrü abim,muhteşem fıkıh bilgisine sahip.Ev çakılı kitap.
İmam efendiler veya müezzin bir hata yapsın.Kaynağını getirir gösterir.
Kahvenin tabanı ziftli talaş,kış günü kirli beyaz bir sobası koca kahveyi ısıtırdı.
-Şu gelende kim.
-Kör Ahmetti gelen.elinde bir baston ile kahvenin yolunu bulurdu.
-Ahmet abi nabıyon.
-Senmi Ömer. ?.
İyiyim elhamdülillah.sen nabıyon sen nabıyon.
-Bende iyiyim,Ne icicen söyliyem.
Kör Ahmet abi seslenirdi.
-Hacı Şükrü bize iki çay biri açık ve limonlu.
Televizyondan Haberlerin sesi yükselirdi.
Çardaklı Kahvede ozamanlar tercüman gazetesi vardı aklımda kalan diğerleri varmıydı dikkat etmemişim.
Çok çay içtim tuvaletim sıkıştırdı.
-Ahmet abi ben tuvalete gidiyom.
-Tamam ömer.
Caminin tuvaletlerine giderken,sağımda lokanta ,elektirikçi,bakkal,televizyon tamircisi ve ayakkabı tamircisi Ahmet eniştem.
Ve cami bahçesi,üstü üzum sarmaşıkları dolu.Bahçe temiz ve ıslak.
Tuvaletçi yoktu ozamanlar.Cami Bahçesinde Muhtar Necibin tek odalı yeri.
Tuvaletleri cami derneginden veya bahçede oturan orta yaşlı abiler hortumla yıkarlardı.

BAĞIRSAK HİKAYELERİ

Bağırsaklar eğitilebilir organlardır. Bağırmasaklarda bağırırsa bağıra bağıra gider azizim.Onun için delidana gibi bağrıp çığırma, çok bağırdığın için sesini keserler.Onun için bağırsak eğitimi şart Dombilim. BİRDE Tembel bağırsak var, işine geldimi bağırır.Güzelce Bağırsakları düzene sokmak lazım, Bağırsaklar çalışmalı. Allah bağırsak kurumasındAn korusun bizi be macur Hoşafla, kabağa devam edelim biz.
İlya Meçkinov ,kalın bağırsaktaki zararlı bakterilerin ürettiği toksinlerin vücudu erken yaşlandırdığını ve zehirlediğini öne sürmüştür.
"Ölüm kalın bağırsakta başlar” sözü, Nobel ödüllü mikrobiyolog İlya Meçnikov'a atfedilen ve bağırsak sağlığının genel yaşam süresi ile bağışıklık üzerindeki hayati rolünü vurgulayan mecazi bir deyiştir. Tıbbi olarak ölüm kalbin veya beynin durmasıyla gerçekleşse de, bu ifade bağırsak florasının bozulmasının kronik hastalıklara yol açabileceğini anlatır.

Günümüz çağında bağırsakla ilgili birçok kitap var.Bulabildiğim kaynaklar aşağıda.
Beyin Bağırsak Bağlantısı 
Bağırsaklarına İyi Bak 
Sağlıklı Bağırsak Rehberi 
Duygusal Beyin: Bağırsak 
İnce Bağırsak Hastalıkları
Bağırsak: Vücudumuzun En Az Değer Verilen Organının İçyüzü
Akıllı Bağırsak
Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum
Bağırsak Doktoru

Bağırsak üzerine yazı yazan çok kişi var.Aramalarımda şunları buldum.
Emeran Mayer
Kate Scarlata
Allison Post, Stephen Cavaliere
Giulia Enders
Dr. Michael Mosley
Megan Rossi
Dr. Megan Riehl:
İlya Meckinov
Hüseyin Nazlıkul
Ahmet Akbaş
Serkan Karaismailoğlu

Beyin Bağırsak Bağlantısı 
(Emeran Mayer): Bağırsak mikrobiyotasının duyguları, kararları ve genel ruh halini nasıl etkilediğini inceler.
Bağırsaklarına İyi Bak 
(Kate Scarlata, Megan Riehl): Huzursuz bağırsak sendromu (İBS) ve sindirim sorunlarıyla baş etmek için bütüncül bir rehberdir.
Sağlıklı Bağırsak Rehberi 
(Allison Post, Stephen Cavaliere): Kronik yorgunluk, şişkinlik ve sindirim problemleri için günlük hayatta uygulanabilecek basit çözümler sunar.
Duygusal Beyin: Bağırsak 
(Hüseyin Nazlıkul): Bağırsak ve sinir sistemi arasındaki bağı, koruyucu hekimlik perspektifiyle ele alır.
İnce Bağırsak Hastalıkları 
(Ahmet Akbaş ve diğerleri): İnce bağırsakla ilgili tıbbi tanı ve tedavi yöntemlerini derinlemesine anlatan akademik bir kaynaktır
Giulia Enders: Genç Alman araştırmacı, The Gut (Türkçede Bağırsak: Vücudumuzun En Az Değer Verilen Organının İçyüzü) kitabı ile konuyu hem eğlenceli hem de herkesin anlayabileceği bir dille anlatmıştır.
Dr. Michael Mosley: Tıp gazetecisi ve doktor olan yazar, Akıllı Bağırsak kitabında sindirim sistemi ve mikrobiyom ilişkisini kendi deneyimleriyle aktarır.
Serkan Karaismailoğlu: Türk nörobilimci, Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum kitabında bağırsak ve beyin arasındaki şaşırtıcı bağı esprili bir dille ele alır.
Megan Rossi: "Bağırsak Doktoru" olarak bilinen beslenme uzmanı, Daha Çok Ye, Daha İyi Yaşa gibi pratik ve bilimsel rehberler kaleme almıştır.
Kate Scarlata ve Dr. Megan Riehl: Huzursuz bağırsak sendromu ve bütüncül bağırsak sağlığı üzerine yazan uzmanlardandır (Bağırsaklarina İyi Bak)
İlya Meçkinov.Elie Metchnikoff..The Prolongation of Life: Optimistic Studies (Hayatın Uzatılması: İyimser Çalışmalar) adlı kitabıdır
Meçnikov'un Bağırsak GörüşleriToksin Teorisi: Kalın bağırsaktaki kötü bakterilerin zehirli maddeler salgıladığına inandı.Yaşlanma: Bu zehirlerin vücudu yıpratarak erken yaşlandırdığını söyledi.Yoğurt Tedavisi: Bulgarların çok yoğurt yediği için uzun yaşadığını fark etti.Probiyotik Öncülüğü: Yoğurttaki laktik asit bakterilerinin zararlı florayı baskılayabileceğini gösterdi.

Bağırsak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler ise.
Lifli Beslenme,Sebze, meyve ve tam tahıllarla bağırsak dostu bakterileri beslemek.
Fermente Gıdalar,Yoğurt, kefir ve turşu gibi probiyotik kaynaklar tüketmek.
İşlenmiş Gıdalardan Kaçınma,Aşırı şeker, un ve katkı maddelerinin florayı bozduğunu unutmamaktır.

Dünya genelinde kalın bağırsak (kolorektal) kanseri kaynaklı ölümler, tüm kanser ölümlerinin yaklaşık %9,3'ünü oluşturur. Dünya çapında her yıl yaklaşık 900 bin ila 1 milyon kişi kalın bağırsak kanseri nedeniyle hayatını kaybetmektedir.
Bağırsak düğümlanmesi veya delinmesi (Akut batın/İskemi) Acil müdahale edilmeyen bağırsak tıkanıklıkları ve kan damarlarının tıkanması (mezenter iskemi) durumunda ölüm oranı hastanın yaşına ve gecikmeye bağlı olarak %50 ila %80 gibi çok yüksek seviyelere çıkabilir.
Cerrahi riskler,Kalın bağırsak ameliyatlarından sonra gelişen komplikasyonlara bağlı ölüm oranı ise ortalama %2 ile %5 arasındadır
İnce Bağırsak Kanserleri,Nadir görülse de adenokanser ve lenfoma gibi türleri hızla yayılıp organ yetmezliğine yol açabilir.Şiddetli Enfeksiyonlar ve İltihaplar,Crohn hastalığı veya ağır enfeksiyonlar tedavi edilmezse vücudu çökertebilir
Bağırsaklar mide, göz ve beyin ile birlikte ölüm sonrasında en hızlı çürürmeye (bozulmaya) başlayan organlar arasındadır.
Çürüme Süreci ve NedenleriYoğun Bakteri, Bağırsaklarda çok fazla bakteri bulunur.İçten Dışa Etki,Ölümden hemen sonra bağışıklık sistemi durur. Bakteriler hızla çoğalır ve dokuları içten dışa yemeye başlar.Gaz Oluşumu, Bağırsaklardaki bu hızlı faaliyet yoğun gaz üretir. Bu gaz karın bölgesinde erken şişmelere yol açar.İlk Çürüyen ve Geç Çürüyen Bölgelerİlk bozulanlar,Mide, bağırsaklar, göz ve beyin.En geç bozulanlar,Kalp, mesane, böbrek ve rahim.

GÜNEŞ VE AY TUTULMASINDA HUSUF İLE KÜSUF

Küsuf namazı 
12 Ağustos 
Güneş Tutulması, saati 20.47   
                     
Husuf namazı 
28 Ağustos
Parçalı Ay tutulması saati 07.14'te gerçekleşecek

18 Ağustos 2026 Salı

MÜTEFERRİÇ

MÜTEFERRİÇ
Müteferriç, derdini veya sıkıntısını gezerek atan, yürüyerek rahatlayan ve dolaştıkça ferahlayan kimse demektir.
Bu Stresi azaltır,Beyindeki stres hormonu seviyesini düşürür.
Mutluluk verir ve Vücut, kendini iyi hissettiren hormonlar salgılar.
Zihni açar ve Düşünceleri sakinleştirir ve taze bir bakış açısı kazandırır.
Kan dolaşımını hızlandırır ve Bedenin daha fazla oksijen almasını sağlar.
Ferahlama ise,derin nefes ile burnundan derin nefes alıp yavaşça vermedir.
Kısa yürüyüş ve tempolu bir yürüyüşle kaslarındaki gerginliği atar.
Su ile temasla yüzünü veya ellerini soğuk suyla yıkar.
Zihni Dinlendirmek İçini dökmekle güvendiği biriyle konuşarak ve duygularını yazarak ferahlar.
Müzik dinlemekde,Sakinleştirici ve huzur veren seslere odaklanmakta ferahlatır
Arapça kökenli bu sözcük, ferahlama ve gezinti anlamına gelen "teferrüç" kelimesinden türetilmiştir.
Teferrüç, ferahlama, iç açılma, sıkıntıdan kurtulma ve gezinti anlamlarına gelen Arapça kökenli eski bir kelimedir. Günlük dilde pek kullanılmaz; daha çok Osmanlıca ve edebî metinlerde geçer.
 Arapça "ferç" (açılmak, ferahlamak, genişlemek)
Gezinen, hava almak veya eğlenmek amacıyla dolaşan kişi
 İçindeki kederi, kahrı veya yorgunluğu yürüyüş yaparak hafifletmeye çalışan, adımlarıyla ruhuna dinginlik arar insan.
Çok güzel bir dua,
Allahım! Senden dünya ve ahirette af, sıhhat ve nimet istiyorum.
Yâ Rabbi! Lûtf u kereminle âfiyet ihsan buyur, bizleri âfiyetten ayırma!
Allah’ım! Verdiğin nimetin yok olup gitmesinden, lütfettiğin âfiyetin bozulmasından, ansızın vereceğin cezâdan ve senin gazabını üzerime çekecek her şeyden sana sığınırım.